30 Ekim 2019 Çarşamba

Canım Floransa // Kapsamlı Bir Rehber



"Bizim yüzyılımız sanatın en güzel ve en asil örneklerini o kadar çok vermiştir ki, diğer yüzyıllar bu konuda fakir kalmaktadır!" der Rafaello`nun babası, ressam ve şair Giovanni Sanzio. Ve işte bu muhteşem yüzyılın Rönesans başkenti de Floransa`dır.



Çocukluğumda Ninja Kaplumbağa`lar ile tanıştığım ustalara, özellikle de Leonardo`ya olan sevgim ve  ilgim, ergenliğimde Dan Brown`ın katkıları ile yükselişe geçmiş, son yıllarda okuduğum kitaplarla da ciddi hayranlığa dönüşmüş durumda olduğundan, bu ustaların doğduğu, sanat hayatına başladığı ve hatta yollarının kesiştiği caddeler, sokaklar, saraylar her daim büyüleyici gelmiştir bana. "Paris`de Gece Yarısı" filminde, Gil gece bir arabaya atlar hani, bir anda Hemingway`in, Dali`nin yanında bulur ya kendisini, aynısının Floransa versiyonu olsa ve ben de kendimi içinde buluversem ne güzel olurdu diye hayal etmişliğim vardır ♥ 

Hal böyle olunca hep gönlümüzün bir köşesinde duran Floransa`ya 6 yılda 3. gelişimiz oldu bu. Aslında küçücük şehir gibi görünen ve çoğu gezi yazısında 1-2 gün yeter diye bahsi geçen Floransa`yı hakkıyla gezmek ve en azından önemli müzeleri ve eserleri görmek isterseniz 1 hafta çok rahat geçirilir bu şehirde.

Şehir tam bir açık hava müzesi olduğundan caddelerinde, sokaklarında dolaşmak, fotoğraf çekmek oldukça keyifli ve uzun bir aktivite. Aslına bakarsanız hiç bir müzeye, kiliseye girmeden de şehirde uzun uzun dolaşmak çok güzel ama  biraz daha hakkını vereyim diyorsanız, ziyaret edilebilecek eserler de sonsuza yakın (abartmıyorum). Tek seferde hepsini tamamlamak imkansız, illa ki seçim yapmak gerekiyor. Floransa`da nereye gidilir, ne yenilir, içilir, nerede kalınır, 3 seyahatten biriktirdiğim anılar ve bilgilerle aşağıda detaylıca anlattım. 

Floransa`ya Ulaşım


Floransa`da havaalanı olmasına karşın, Türkiye`den direkt uçuş yok bildiğim kadarıyla. Avrupa hatlarında da pek ismine denk gelmedim. Dolayısı ile Floransa`ya gelmenin en pratik yolu Bologna`ya uçakla geldikten sonra trene ya da otobüse binmek. Gerçi İtalya`da hızlı tren ağı oldukça yaygın ve düzgün çalıştığı için illa Bologna ile sınırlamaya gerek de yok. Bologna`dan yarım saatlik hızlı tren yolculuğu ile Floransa`ya geçebileceğiniz gibi, Milano`dan 1 saat 40 dakikada, Roma`dan da 1 saat 20 dakikada varabilirsiniz buraya. Bu kısmı tamamen sizin keyfinize ve planlamanıza kalmış aslında ama tabii tren bileti fiyatlarını kontrol etmekte ve önden almakta fayda var. Aksi taktirde hızlı trenlerde uygun fiyatlı biletler hızla tükeniyor ve fiyatlar yükseliyor. Bu durumda normal trenlere kalırsanız bu süreler 5-6 saatlere çıkıp keyif kaçırabilir. Tren biletlerini kontrol etmek ve satın almak için iki alternatifiniz var. Trenitalia daha çok bilineni ve hattı çok daha geniş ama Italo`da daha uyguna bilet bulma ihtimaliniz yüksek. Her ikisinden de gönül rahatlığı ile alabilirsiniz biletlerinizi. (Tren biletleri konusunda acemi iseniz, şu yazıda "Tren bileti nasıl alınır" diye uzun uzun anlatmıştım) Bu arada Floransa`daki merkezi tren istasyonunun ismi Santa Maria Novella ve hemen hemen şehrin göbeğinde.

Bologna Havaalanından Floransa`ya ulaşım için ise iki yolunuz var. Birincisi hava alanından otobüse binip (otobüs biletlerini havaalanındaki Carrefour marketten ya da makinelerden 6€`ya alabilirsiniz) Bologna Centrale tren istasyonuna gidip, buradan hızlı tren ya da normal trenle Floransa`ya geçmek, ikincisi ise havaalanından direkt Floransa otobüsüne binmek. Şehirler arası otobüs yolculuğunu hiç sevmeme rağmen, son seferde bu direkt otobüsü tercih etmek zorunda kaldık. Çünkü uçağımızın rötar yapma riskine karşın tren biletlerimizi önceden almamıştık, inince hava alanında fiyatları kontrol ettiğimizde hızlı trenler kişi başı 30€`ya çıkmıştı, e 6€`da tren istasyonuna ulaşım için ödeyeceğimizi düşünüce hayli masraflı oldu. Normal trenlerin fiyatı daha uygundu ama totalde onların da hem süresi hem de fiyatları otobüs fiyatına yaklaşınca, in-bin yapmadan direkt buradan otobüse binelim dedik.

Bologna Havaalanı-Floransa otobüslerinin fiyatlarını internetten kontrol ettiğimde kişi başı 20€ gözüküyordu ama o online fiyatmış, otobüsün içinden aldığımız için 25`er € ödemek durumunda kaldık. Ulaşım süresi 2 saat dense de, 2 saat 20 dakikayı buldu. Bir de önemli bir ayrıntı var ki, otobüs tren istasyonun hayli arkasında indiriyor, istasyonun şehre bakan ön noktasına ulaşana kadar 1km kadar yürüdük sanıyorum. Yani elinizdeki eşya miktarına göre yorucu olabilir. Floransa`dan Bologna havaalanına giden otobüsler de yine aynı noktadan kalkıyor, aklınızda olsun.

Floransa ile ilk tanışma


Santa Maria Novella tren istasyonda inip şehrin kalabalığına doğru yürümeye başladığınızda, biraz ileride sizi Santa Maria Novella kilisesi ve meydanı karşılayacak. Önünden geçerken içinizden bu meydana ve kiliseye dönelim diye geçireceksiniz ama muhtemelen asla sıra gelmeyecek. Bu meydanın sonundan hafif sol yaparak, bir-iki ara sokakta avare avare bakınıp ilerlediğinizde de güzeller güzeli Duomo Meydanı ve heybetli kubbesi ile Santa Maria del Fiore katedrali karşılayacak sizi, hatta vaktiniz kalırsa o kubbeye de çıkacaksınız belki sonra... Duomo`dan nehre doğru yürümeye başladığınızda yol üzerinde renkli mağazalar, bir paralel caddede lüks mağazalar, önünden yaz kış eksik olmayan atlı karıncasıyla Repubblica Meydanı ve köşeden göz kırpan tarihi Caffe Gilli... Azıcık daha yürüyünce illa gözünüzün kayacağı deri ürünler satan tezgahlar. Hemen tezgahların karşınında gösterişli dondurma dükkanı Venchi. Belki burada maskarponlu dondurma molası vereceksiniz, hemen Venchi`nin sokağından girdiğinizde ise tüm büyüsü ile Signoria Meydanı. Benim hep santranç taşına benzettiğim Medici`lerin eski sarayları, kapının önündeki Davut, tüm Floransa fotoğraflarında gördüğünüz Neptün çeşmesi, Uffizi Müzesi ve hatta Vasari koridorunun saraydan başlayıp Uffiziye bağlanan ucunu göreceksiniz. Uffizi`nin avlusundan geçerken büyük ustalar sizi tek tek selamlayacak ve geriye dönüp baktığınızda bu sokaklardan Leonardo, Michelangelo, Rafaello, Dante, Galileo ve daha nicesinin geçtiğini bilmenin verdiği o hissi yaşayacaksınız... Ve Uffizinin avlusundan çıktığınız anda karşınızda Arno nehri, nehrin devamında o meşhur köprüleri Ponte Vecchio`nun enfes manzarası. Köprüye doğru yönelip kalabalığına karışırken, yan yana dizilmiş kuyumcuların parıltısı gözünüzü alacak, önünden geçerken küçücük dükkanların içine şöyle bir göz atacak, pencerelerinden nehir manzarasının ne kadar hoş olduğunu fark edeceksiniz. Yok şayet geç vakitte vardıysanız ve kuyumcular çoktan kapandıysa, dükkanların tarihi kepenklerinin ne kadar güzel olduğunu geçireceksiniz aklınızdan. Köprüden sonra yolunuza azıcık daha devam ederseniz de Pitti sarayı karşılayacak sizi, hava güzelse önündeki kocaman boş alana herkesin yayıldığını görecek ve muhtemelen siz de burada mola vereceksiniz. Hatta belki hemen sarayın karşı sokağından gidilen meşhur Gusta Pizza`dan birer pizza ile taçlandıracaksınız bu molanızı.

Signoria Meydanı, Neptün Çeşmesi
Palazzo Vecchio`nun kapısındaki Herkül ve Cacus 
Uffizi`nin avlusu
Arno nehri


Ve işte Floransa ile tanıştınız. Bu şehre ayırdığınız zaman kısıtlıysa içinde kalacağınız hat hemen hemen böyle olacak. Şayet biraz daha aheste tadını çıkartacaksanız, her sokak arasında başka bir tarih, nice müze, nice güzel meydan, güneşi batırmak için Michelangelo tepesi, hep aklınızın bir diğerinde kalacağı sayısız yeme içme mekanı sizi bekler. Yani demem o ki Floransa küçücük ama çok zengin bir şehir. 1 günde gezdim demek de mümkün, 1 hafta yetmedi demek de.

Floransa listemi genel olarak 2`ye ayırıyorum. İlk sırada bilet alıp girmeniz gereken yerler ve bitiminde Firenze Card ile ilgili bilgiler, ikinci sırada ise açık hava keyif noktaları. O zaman dünyanın en ünlü müzeleri listelerinde yer bulmuş Uffizi ile başlıyorum.

Uffizi Müzesi





Floransa`nın olmazsa olmaz adresi. Sadece 1 biletli yere girme imkanınız olacaksa bu kesinlikle Uffizi olmalı. Biz de ilk gittiğimizde ziyaret etmiştik, vaktim olsaydı son gidişimizde tekrar ziyaret etmek isterdim. Uffizi müzesi 13-20.yy arasına ait oldukça geniş bir resim, heykel, el yazması ve çizim koleksiyonuna sahip. Bunların ötesinde sergi salonları ve koridorları da enfes.

Uffizi`de kaçırmamanız gereken en önemli eserlerden bazıları ise;

  • Botticelli, "Venüs`ün Doğuşu" (Birth of Venus, Room 10-14)
  • Michelangelo, "Kutsal Aile" (Doni Tondo, Room 35)
  • Leonardo, (bitmemiş tablosu), "Müneccim Kralların Tapınması" (Adoration of the Magi San Donato in Scopeto, Room 35)
  • Leonardo, (ilk resimlerinden) "Meryem`e Müjde" (Annunciation, Room 35)
  • Raffaello, "Maddelana Doni Portresi" (Portrait`s of Agnola and Maddelena Doni, Room 41)


Ayrıca "Department of Prints and Drawings" bölümünde de Leonardo, Rembrandt ve Raffaello gibi ustaların çizimleri, eskizleri de görülebilir.

Müzeye ayıracağınız zaman, ilginizi ne kadar cezbettiği ile alakalı olarak çok değişecektir elbette ama sıkıştırılmış bir ziyaret için minimum 2-3 saate ihtiyacınız olacaktır.

Uffizi Pazaratesi hariç her gün 08:15-18:50 saatleri arasında açık, Giriş bileti yüksek dönemde 20€, Kasım-Şubat arası dönemde 12€. Fakat Uffizi Sarayı, Pitti Saray ve Boboli Bahçeleri`nin 3`ünü de kapsayan kombine bilet alırsanız yüksek dönemde 38€, diğer dönemde 18€. Bilet fiyatları ile ayrıntılı bilgiye şu sayfadan bakabilirsiniz.

Bu noktada hemen eklemek isterim ki, Uffizi genellikle önünde uzun giriş kuyrukları barındıran bir müze. Dolayısı ile biletleri online olarak alıp sıra beklemeden girmek mantıklı. Bunun için + 4€ daha ödemeniz ve giriş gününüzü ve saatinizi planlıyabiliyor olmanız lazım.  Ayrıca müzelerin online biletlerini satın alırken, aracı sayfalardan değil de müzenin resmi sayfasından yönlendirilmiş olan yerlerden almaya dikkat etmek gerekiyor her zaman, aklınızda bulunsun. 

Benim genelde gideceğim her müze için baktığım ilk şey "ücretsiz giriş günleri" olup olmadığı oluyor. Bazen çok beklenmedik şekilde bedava giriş tarihlerine denk gelebiliyoruz, mesela son seyahatimizde Madrid`in en önemli 2 müzesine ücret ödemeden girmiştik ♥ 

Uffizi, Pitti Sarayı ve Boboli Bahçeleri için 2019 yılı ücretsiz giriş tarihlerini de bu linkten kontrol edebilirsiniz.

Pitti Sarayı ve Boboli Bahçeleri




Saray ilk sahiplerinin yani Pitti ailesinin adı ile anılsa da burasını da ünlü yapan yine Medici`ler. Medici ailesi aslında Floransa`nın Floransa olmasına sebep olan aile desek yanlış olmaz. 15.yy`da hem maddi hem de siyasi olarak ellerinde büyük bir güç bulunduran, dönemin en zengin ailesi Mediciler. Okuduğum bir kitapta "hiçbir şeyi zenginliğin sergilenmesi kadar sevmeyen Medici`ler" diye tanımlıyordu  bu aileyi 😃 ama neyse ki zenginlik göstergesi olarak sanata ve sanatçıya yatırım yapıyorlar. Leonardo ve Michelangelo da dahil olmak üzere sayısız sanatçıyı  hatta bilim adamını (Galileo`yu mesela, ve hatta Galileo keşfettiği Jupiter uydularına Medici yıldızları ismini veriyor :D) himayelerine almalarının, yanlarında çalıştırmalarının ve daha 1400`lü yıllarda Floransa`yı sanatçılar için cazip bir yer haline getirmelerinin sonucunda bugün bize sayısız eser kalıyor. 

Pitti sarayı da Medicilerin Palazzo Vecciho`dan sonra taşındıkları yeni sarayları ve sarayın arka bahçesi de Boboli gardens. Pitti sarayında sizi burada yaşamış hanedanların daireleri, çeşitli eşyaları, resim galerileri ve kostüm sergileri bekliyor. Sarayın arkası da botanik bahçeleri, heykeller ve çeşmelerle bezeli Boboli bahçelerine açılıyor.

Yalnız can sıkıcı şekilde sarayın ve bahçenin biletleri ayrı ayrı satılıyor. 
Palazzo Pitti`nin giriş ücreti 16€ (Sabah 8.59`a kadar gişeden bilet alıp giriş yaparsanız %50 indirimli ama güncelliğini kontrol etmekte fayda var) Boboli bahçelerinin bileti ise 10€. Her ikisinin de online satışı mevcut ama üzerine 3`er € ekleniyor. Ben önlerinde kuyruk olup bekleyene denk gelmediğim için online almaya gerek yok diye düşünüyorum. 

Yukarıda da yazdığım gibi bu 3 yere de giriş yapmayı düşünüyorsanız 38€`luk genel bileti almak 8€ kar ettiriyor (bu bileti alırsanız ilk önce günü saati belli şekilde Uffizi`ye giriş yapmanız gerekiyor, sonra da 72 saat içinde Pitti ve Boboli`ye istediğiniz zaman girebiliyorsunuz). Bilet ayrıntıları için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Palazzo Vecchio



Aslında farklı farklı isimlerle anılsa da Medici`ler buradan Pitti`ye taşınınca Palazzo Vecchio yani eski saray diye biliniyor. Floransa`nın tam kalbi olan Piazza Della Signoria`da, kocaman bir satranç taşı figürüymüş gibi yükseliyor. Hemen ön kapısında solda replika Davut (aslında 1873`e kadar burada orjinali duruyormuş ama sonra koruma için Galeri Academia`ya kaldırılıp buraya replikası yerleştirilmiş) sağda da yine Davut kadar görkemli "Herkül ve Cacus"  sizi karşılıyor.  Bu kapıdan içerideki hole girebilirsiniz, girişte de sizi Verrocchio`nun yunuslu melek heykelinin replikası karşılıyor hatta. Biraz ileride de bilet gişesi var. Saraydaki beşyüzler salonu cidden görülmeye değer,  kuleye çıkıp Floransa manzarası`da görülmeye değer. Özel turlar da mevcut ve bilet fiyatları oldukça çeşitli. Bilet gişesine gidip incelemekte fayda var. Diğer müzelerden farklı olarak akşam geç saatlere kadar açık burası, aklınızda olsun. Ayrıca hemen bilet gişesinin yanındaki hediyelik eşya dükkanında diğerlerine göre daha orjinal şeyler bulmanız mümkün, es geçmeyin derim. 

Ve meşhur Vasari Koridoru da (Palazzo Vecciho ile Palazzo Pitti`yi yani eski saray ile yeni sarayı birbirine bağlayan, Medici`lerin halkın arasına karışmadan iki saray arasında geçiş yapmasını sağlayan koridor) buradan başlıyor, hemen binanın dışında Uffizi`ye bağlanan koridoru görebilirsiniz.

Santa Maria del Fiore / Duomo



Duomo temelde 6 bölümden oluşuyor aslına bakarsanız;
  • Cathedral / katedral
  • Dome / kubbe
  • Giotto`s Bell Tower / Giotto`nun Çan Kulesi
  • Babtistery / Vaftizhane
  • Opera Duomo Museum / Opera Duomo Müzesi
  • Crypt / Mahzen

Katedral kısmına giriş ücretsiz ve herhangi bir bilet gerektirmiyor. Geriye kalan kısımların hepsine giriş için tek 1 bilet almanız yeterli oluyor. Önünde hiç bir vakit eksik olmayan uzuuun kuyruğu dolayısı ile bizim ilk iki seferde pas geçmek durumunda kaldığımız, ancak Floransa`ya 3. gelişimizde içini ziyaret edebildiğimiz Duomo`nun, dünyadaki en büyük kubbeli kilise olduğunu söylüyorlar. Yapımına da 1200`lerin sonunda başlanıp, 1436`da tamamlanmış. Kilisenin içine giriş ücretsiz ve bilet gerektirmiyor ama kapıda x-ray`li güvenlik kontrolü olduğu için sıra oluşuyor. Sıra dediysem az buz bir şey düşünmeyin, kilisenin çevresini dolaşacak kadar sıra oluyor bazen ama hızlı ilerliyor neyse ki çok da gözünüz korkmasın. (Kiliseye kısa şort ve askılı üstle girmek yasak olduğundan bu konuda tedbirli davranmakta fayda var. O kadar sıra bekledikten sonra kapıdan döndürülmeyin) Kilisenin kubbesinin altındaki, Vasarinin başlayıp Federico Zuccari`nin tamamladığı son yargı freski muhteşem ama onun dışında kilisenin içini beklediğim kadar ihtişamlı ve etkileyici bulmadığımı da itiraf etmeliyim. 

Kilisenin ücretli kısımlarından özellikle çan kulesine ve kubbeye çıkış da aklımızda olan aktivitelerdi aslına bakarsanız ama her ikisine de çıkış için 400 küsur basamağı göze almak gerekiyor. Yukarıda da dediğim gibi ücretli kısımların hepsi için tek bir bilet alıyorsunuz, ücreti 18€, kubbe için belirli bir saate rezervasyon yapmak zorundasınız ve genelde kontenjanı çabuk tükeniyor. Aldığınız bilet tek gün için geçerli olduğundan, hakkınızı yakmak istemiyorsanız kuleye de aynı gün çıkmanız gerekli. Bizim sıcakta gözümüz yemediği için her ikisine de çıkmadık. 

Santa Maria Del Fiore`nin bölümlerinin ayrıntılı bilgisi, ziyaret saatleri ve online bileti için şu sayfaya bakabilirsiniz

Gallerie dell`Accademia ve Davut


Signoria Meydanındaki replika Davut


Academia`nın ünü Michelangelo`nun Davut`undan geliyor bildiğiniz üzere.  Burada Davut`a ayrı bir parantez açmak istiyorum. 

Bu devasa taşın yakışıklı Davud’a dönüşme hikayesi neredeyse 40 yıl sürmüş aslına bakılırsa. 1463’de verilen sipariş üzerine çalışmaya başlayan başka bir sanatçı işin altından kalkamamış. Sonra 1476’da ikinci bir sanatçı tekrar işe koyulmuş ama yine olmamış. Devasa boyutlarda ve tek başında ayakta durabilen bu işin altından kalkacak olan (ve henüz sadece 26 yaşında olan) usta ancak 1501 yılında bulunmuş, Michelangelo...

Michelangelo işe yorumunu katmasa da, sadece bitirebildiği için başarılı olacakmış zaten ama madem yapıyoruz hakkını verelim demiş olacak ki, o zamana kadar alışılagelmiş zırhlı, miğferli, elinde kılıcı, ayağının altında düşmanın kesik başı Davut yerine, elindeki sapanı umursamazca omzuna atmış, sert bakışlarını düşmanına dikmiş, muhteşem vücut hatları, duruşu ve çıplaklığı ile adeta öz güvenin simgesiyim diye bağıran bir Davut yaratmış. Şehrin simgesi haline geleceği az çok kestirilen Davut’un nereye dikileceğine ise, içlerinde Leonardo Da Vinci’nin de bulunduğu 30 kişilik bir komite karar vermiş.

Ve Piazza della Signoria`ya, sarayın hemen önüne konmasına karar verilen 5.16 metrelik, 5660 kiloluk bu devi, Mighelangelo’nun kısacık mesafedeki atölyesinden buraya taşımak ve dikmek, 40 adamla 4 gün sürmüş. Aslında Leonardo bu taşıma işine el atıp, kolay taşınmasını sağlayacak bir araç yapardı ama malumunuz Michelangelo’yu sevmediği için, “Ne halleri varsa görsünler” demiş heralde 😂

Fakat kötü haber...Şşu an Signoria meydanonda gördüğümüz bu Davut, 1910 yılında yapılan kopyası. Gerçek Davut 1873’den beri az ilerideki Gallerie dell’Accademia müzesinde, görkemli bir kubbenin altında sergileniyor. 


Gallerie dell`Accademia`da Michelangelo`nun başka işlerini de görmek mümkün ama masterpiece Davut. Giriş 16€ ve Davud’un fotoğrafını çekmek yasak (denk getirebilirseniz her ayın ilk Pazar günü giriş ücretsiz). Online bilet alıp sıra beklemeden giriş yapmak isterseniz de birkaç Euro daha fazladan ödemeniz gerekiyor. Müze Pazartesileri hariç 8:15-18:50 saatlerinde açık. 

Zaten sanat zehirlenmesi yaşatan bir şehirde tek bir eseri görmek için bu kadar fazla para ödemek içimizden gelmediği için biz girmedik. Belki başka sefere...


Santa Croce Bazilikası




Santa Croce meydanına gitmek için eski merkezden 600-700 metre kadar sapıp nehre paralel yürümeniz gerekiyor. Burası tam bir mabet çünkü içerideki heykeller ve tablolar bir yana çok önemli isimlerin mezarları var. Michelangelo, Galileo, Dante ve Florence Nightingale içlerinde en ünlü olanları sanırım. Dante ve Florence`in naaşları gerçekten burada gömülü değil ama Michelangelo ve Galileo burada gömülü

Santa Croce`nin giriş ücreti  8€, Pazartesi`den Cumartesi`ye 09:30-17:30 saatleri arasında açık. Eserlerin ve mezarların kime ait olduğunu anlamak için girişten harita almayı unutmayın, yoksa pek anlaşılmıyor. Ayrıca Santa Croce dışarıdan da görkemli bir yapı.

Galileo Müzesi ve Galileo`nun Orta Parmağı



İtiraf etmem gerekirse sadece Galileo`nun kesik parmaklarını görmek için girdiğim müze. "Nasıl yani ?" derseniz hemen hikayesini de anlatayım. Galileo bildiğiniz üzere "dünya dönüyor" keşfi yüzünden kilise ile ters düşüyor, aforoz edilip ev hapsine mahkum ediliyor. Aslında öldüğünde ilk olarak Santa Croce`ye gömülmek isteniyor ama izin çıkmıyor. Galileo`nun ölümünden 45 yıl sonra Newton, Kepler kanunlarını ispatlayan bir kitap yayımlayıp Galileo`yu haklı çıkartınca işler biraz yumuşuyor ve ancak ölümünden 95 yıl sonra 1737`de Galileo`nun mezarının Santa Croce`ye taşınmasına izin veriliyor.  Bu taşıma sırasında da hayranları hatıra olsun diye(!) teleskobunu tutarken kullandığı sağ elinin 3 parmağını kesiyor, 1 dişini de söküyor. Hatta bazı kaynaklarda omurgası bile deniyor. Sonra zaman içinde baş parmağı, işaret parmağı ve dişi kayboluyor ama orta parmağı müzede sergileniyor (Yakın zamanda kayıp parmaklar ve dişler de bulunup müzeye getirilmiş) Aslında bu cesetten hatıra alma işi yeni bir olay değil ama genellikle dini liderlere uygulanan ve alınan parçaların kutsal emanet olarak sergilendiği eski bir katolik geleneği, e haliyle bilimsel bir doğruyu söylediği için dinden aforoz edilmiş bir adamın böyle bir gelenek vasıtası ile geriye kalan orta parmağı görülmeye değer bir ironidir.

Bunun dışında müzede yine Galileo`nun kendi teleskoplarını ve bu paraleldeki çeşitli objeleri görebilirsiniz. Bu arada (ne maksatla bu müzede olduğunu anlamadığım), kadın doğum teması üzerine çalışılmış wax ve terracotta anatomik modelleri de oldukça ilgi çekiciydi. Müzenin çıkışında, uzay ve fizik kuralları ile ilgili ufak tefek interaktif oyunlar da var. Müze çok büyük değil, hızlı şekilde gezilebiliyor.

Giriş ücreti 10€. Her gün 09:30-18:00 saatleri arasında açık ve yine Galileo müzesinin bookshop kısmında harika kitaplar vardı (müzeye girmeseniz de kitapçıya uğramak mümkün). Ayrıca burası özel bir müze olduğundan zaman zaman özel sergilere de ev sahipliği yapıyor. Biz gittiğimizde Leonardo`nun kitaplığı diye çok güzel bir sergiye denk gelip, ekstra ücret ödemeden onu da gezmiştik. Müzenin sitesini buradan kontrol edebilirsiniz.


Bargello Ulusal Müzesi


İlk akla gelen müzelerden olmasa da, bir dönem hapishane olarak kullanılan bu bina şimdinin ulusal sanat müzesi. Vaktiniz varsa Donatello`nun bronz David`ini ve Michelangelo`nun Bacchus heykelini görmek için uğrayabilirsiniz. Giriş ücreti 4 €. Genellikle 08:15`de açılıp 13:50`de kapanıyor gibi görünüyor.

Casa di Dante/Dante`nin evi


Dante`nin evi için genelde zorlama müze yapılmış yorumu yapıldığını gördüm hep, benim de özel bir ilgim olmadığı için girmedim ama önünden geçersiniz bir şekilde, evin hemen yanında da çok hoş bir restoran tavsiye edeceğim hatta. Müze Pazartesileri hariç 10:00-18:00 saatleri arasında açık, giriş ücreti 4€

Casa Buonarroti


Michelangelo`nun ailesine ait olan bu evde 2 önemli eser var, Michelangelo`nun ilk mermer yapıtı diye bahsi geçen  "Madonna of the Stairs" ve yine mermerden "Centaurs (Kentuarlar) Savaşı" Bunun dışında Michelangelo`ya ait bolca taslak çizim ve aileye ait sanat eserleri sergileniyor. İnternetten fotoğraflarına baktığımda hoş gözüküyor aslında ama işte adım atsan sanat eserine çarptığın bir şehirdeyken Michelangelo`nun çizimlerine bile burun kıvıracak noktaya gelip para ödemeye gerek görmüyorsun bir yerde. Müze yaz dönemi Salı`ları hariç 10:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açık, Bilet fiyatı 8€

Museo Degli Innocenti


Caffe Verone, Museo Degli Innocenti

Masumiyet müzesi diye adlandırılan bu müze 600 yıldır çocuk haklarını desteklemek için çalışan Innocenti Enstitüsünün bünyesinde bir müze ama burasını illa girin dolaşın diye değil, hem bulunduğu meydan keyifli hem de müzenin üst katındaki Duomo manzaralı Caffe Verone oldukça keyifli diye yazıyorum. Ayrıca müzenin dükkanında çocuklara yönelik kitaplar ve puzzle tarzı oyuncaklar da diğer müzelerdekilerden daha fazla.

Museo Degli Innocenti`nin hediyelik eşya dükkanından


San Lorenzo Bazilikası




Her ne kadar dışı çok sade kalmış olsa da içi oldukça görkemli (çünkü Medici`lerin mezarları burada) olan yerlerden birisi. Zamanında bu binanın dış cephesinin süslenmesi için Michelangelo`ya sipariş verilmiş ama sonra maddi sebeplerden ötürü vazgeçilince dış cephe böylece kalmış. Siparişten vazgeçilmeseymiş, Michelangelo`nun deyişiyle "Tüm İtalya`ya örnek olacak güzellikte" bir mimari görecekmişiz, yazık olmuş. San Lorenzo bazilikası Pazartesi`den Cumartesiye 10:00-17:30 saatleri arasında ziyarete açık, bilet fiyatı 8€. Bilet almasanız bile iç avlusuna ve hediyelik eşya dükkanına göz atın derim.

San Lorenzo`nun hediyelik eşya dükkanından ♥

Firenze Card Almalı mı?


Yukarıda saydıklarım Floransa`nın en popüler ücretleri ziyaret noktaları amma velakin daha nicesi mevcut ve müze kart için de ona göre fiyat belirlemişler. 72 saat boyunca Floransa`daki hemen her müzeye (tam olarak 78 noktaya) ücretsiz giriş hakkı veriyor vermesine ama fiyatı 85€

85€`nun sizi kara geçirmesi için çok sayıda müzeye giriş yapmanız gerekiyor. Örneğin benim yukarıda yazmış olduğum müzelerin hepsine 1 yetişkinin ödeyeceği ücret 114€ yapıyor yani bu kadar çok sayıda yeri 3 gün içinde gezebileceksiniz mantıklı ama açıkçası bu bizim Floransa`ya 3. gidişimiz ve içinde hala görmediklerimiz var. Açık havada, meydanlarında, pazar yerlerinde vakit geçirmesi bu kadar keyifli bir şehir için bence mantıklı değil. 

Firenze Card için ödediğiniz 85€`ya + 7€ daha öderseniz Firenze Card+ almış olup, ek olarak toplu taşıma araçlarından da (72 saat süre ile) ücretsiz faydalanabiliyorsunuz. Fakat Floransa`da toplu taşıma da pek gerekli değil aslında. Merkezden uzak bir noktada konaklamayacaksanız ya da özel bir aktivite yapmayacaksanız her yer yürüme mesafesinde. 

Ve son olarak hafiften gereksiz olsa da bir ek bilgi daha, 72 saatlik Firenze Card aldıktan ve bu 72 saati tamamladıktan sonra ek 28€ daha ödeyip Firenze Card Restart adı altında 48 saatlik bir uzatma yapabiliyorsunuz. Bu şekilde hesabınıza ek 48 saat daha tanımlanıyor ve henüz giriş yapmadığınız müzelere giriş yapabiliyorsunuz. Bu uzatma hakkını da 12 ay boyunca baki tutmaları düşünceli bir davranış olmuş. Yani 12 ay içinde 2 defa Floransa ya giderim ve gezebildiğim kadar da müze gezerim derseniz mantıklı olabilir. İncelemek isterseniz sitesi burada

Ve gelelim listenin ikinci kısmı, açık hava keyif noktalarına;

Aslında yukarıda çoğunun adını geçirmiş olsam da burada daha derli toplu sıralamam gerekirse;

Duomo Meydanı, Republica Meydanı ve Signoria Meydanı 


Republica Meydanı


Floransa`nın en ünlü meydanları bu üçü ve birbirine çok yakın mesafedeler. 3`ünde de meydana bakarak oturabileceğiniz tarihi cafe ve restoranlar var. Bu meydanların aralarında kalan cadde ve sokaklarda ise daha çok bilindik markaların mağazaları var. Dar sokak aralarına girdikçe ortam biraz daha lokalleşiyor. Hem ana caddelerde hem de ara sokaklarda vakit geçirmek çok keyifli. Geceleri ise Signoria meydanında, eski sarayın önünde bir müzik dinletisine denk gelme olasılığınız çok yüksek.






Yolunuz Floransa`ya düştüyse bu üç meydandan geçmemenize olanak yok zaten ama özellikle yolunuzu düşürmeniz gereken 3 meydan daha var bence; 

Piazza Santo Spirito 

Burası meşhur Gusta Pizza`nın hemen arkasında. Gusta`dan pizzalarınızı elinize alıp buralarda oturup yiyebilir yada diğer meydanlarının kalabalığından biraz uzaklaşmak isterseniz burada daha sakin mekanlar bulabilirsiniz. Ayrıca bu meydanda ayın 2.Pazar`ları bit pazarı kuruluyormuş ben denk gelemedim hiç ama belki siz denk gelirsiniz.

Piazza di Santa Croce

Santa Croce kilisesinin önündeki bu büyük meydan ve çevresindeki mekanlar yine diğerlerine göre daha sakin. Bu meydanda da deri ürünleri satan seyyar tezgahlar bulabilirsiniz. Ayrıca yine meydana inen ara sokaklarda da keyifli mekanlar var. 

Piazza della Santissima Annunziata




Burası da Duomo`nun sol tarafına düşen, aslında çok yakın olmasına rağmen hafiften saklı kalmış enfes meydanlardan birisi. Museo Degli Innocenti bu meydanda, bu müzeye girmeseniz bile müzenin merdivenlerinde oturup meydanın tadını çıkartmak, müzenin terasındaki Cafe Del Verone`de Duomo manzarısına karşı birşeyler yiyip içmek (müzeye girmeden de Cafeye giriş var), bu meydandan Duomo`ya geri yürürken sokak arası manzaralarının tadını çıkartmak ve yine buraya giderken yol üstündeki Leonardo müzesinin dükkan kısmına uğramak çok keyifli aktiviteler. 

Ponte Vecchio ve diğer köprüler




Ponte Vecchio zaten ister istemez yolunuzun düşeceği meşhur köprü. Tüm kalabalığına rağmen kuyumcuların vitrinlerine bakınması, köprüde canlı müzik yapanları dinlemesi çok zevkli bence. Paralelindeki diğer köprülerde böyle bir atraksiyon yok ama onlardan da Ponte Vecchio manzarası çok güzel.  

Michelangelo Tepesi



Eenfes bir floransa manzarası sunuyor bu tepe, vaktiniz varsa mutlaka buraya yürümeli bence. Mesafesi çok uzak değil ama hafif bir tırmanış olduğu da göz önüne alınıp ona göre saatler seçilirse daha mutlu eder. Tepede merdivenlerde yayılabilir ya da çevredeki mekanlardan birisine oturabilirsiniz.

Sokak Pazarları


Sokak pazarlarından kastım deri ürünleri satan tezgahlar aslında, özel bir ismi var mı bilmiyorum. En kalabalık olanı Mercado Centrale önünde kurulan. Bu tezgahlarda deri olan hemen her ürün mevcut. Satıcıların hemen hepsi göçmen ve tezgahlara yaklaştığınız anda ısrarla satış yapmaya çalışıyorlar. Bu yüzden elit kesim azıcık burun kıvırsa da, ben içinden geçip bakınmayı seviyorum. Gayet güzel ve uygun fiyatlı deri ürünler de oluyor (kesinlikle pazarlık yapmak gerekiyor, "kalsın" dediğiniz anda fiyatı yarıya düşürebiliyorlar :D)


Forte di Belvedere ve Villa Bardini


Boboli bahçelerinin devamındaki Belvedere kalesine ve yanındaki Villa Bardini`ye şehir manzarası için uğrayabilir, Bardini`nin bahçesinde kahve molası verebilirsiniz. 


Airbnb aktiviteleri


Tüm bunların dışında biraz daha farklı ve rehberli bir deneyim isterseniz, airbnb`de Floransa ile ilgili çok fazla aktivite var. Bisikletle şehir turları, Fiat 500 özel turları, yerel tatlara odaklanmış sokak yürüyüşleri, Dan Brown konseptli turlar, profesyonel fotoğraf çekimi turları, peynir ve şarap üretim tesisi turları diye liste uzayıp gidiyor. İçlerinde gayet makul fiyatlara şeyler de var. 


Floransa hakkında kısa kısa

  • Floransa pahalılık anlamında Avrupa standartlarının azıcık üzerinde olsa da aşırı pahalı bir şehir değil.
  • Şehrin aşırı kompakt olması dolayısı ile standart bir gezide toplu taşıma kullanmanızı gerektirecek bir durum yok ve zaten sokakları yürümek için çok keyifli.
  • Konaklama seçenekleri oldukça fazla ama rezervasyon işini erken halletmekte fayda var, her daim turist çeken bir yer olduğu için güzel yerler çabuk tükeniyor. Bu seçimde de klasik otellerden ziyade (çünkü dışı güzel gözüken çoğu telin odaları ve mobilyaları çok eski, öyle olmayanların da fiyatları astronomik) evlere bakmakta fayda var. Otel fiyatına çok güzel evler bulunuyor. 
  • Yine konaklama için erken davranırsanız tam şehir merkezinde konaklamanın keyfini sürebilirsiniz. "dur ayakkabımı değiştireyim, dolaptan bi soğuk su alayım" diye bile kaldığınız yere uğrayabilirsiniz. Bu tam merkezde konaklama durumunu başka şehirlerde (üstelik bütçeyi ekstra yükseltmeden) yapmak çok olası değil. Yine de bütçeden tasarruf yapmak istiyorsanız şehir merkezinden 2-3km kadar uzaklaştığınızda konaklama fiyatları hızla düşüyor. Fakat bu durumda bu mesafeyi yürümeyi ya da otobüs kullanmayı göze almanız gerekiyor.
  • Biz ilk gittiğimizde burada, ikinci ve üçüncü seferde de burada kalmıştık. Her ikisi de konum olarak çok çok güzeldi. 
  • Şehrin en popüler noktalarında, yani Duomo, Republica ve Signoria meydanlarında ücretsiz Wifi var. Biz son gittiğimizde hiç internet sıkıntısı çekmedik. 
  • Şayet girecekseniz online olarak bilet almanızın yararınıza olacağı 2 yer var. Uffizi Müzesi ve Gallerie dell`Accademia. Bunun dışındaki müzelerde çok abartılacak kuyruklar oluşmuyor. 

Yolu düşeceklere şimdiden bol keyifler ♥
ve eminim bizim de yine yolumuz düşecek ♥


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder